Vizyon

Günümüz dünyası ideal, idealist kavramlarının yeniden gündeme gelmesine şahit oluyor.

Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de dünyamızın idealistlere ihtiyacı vardır. Kavramlar zaman içinde bazen anlamlarını yitirirler, bazen bambaşka anlamlar yüklenirler, bazen de hiç kullanılmaz hale gelirler. Bu açıdan bakıldığında günümüzün maddiyatçı insanına yabancı gözüken “ideal” ve “idealist” kavramlarını yeniden zihnimizde ve kalbimizde oluşturmaya çalışacağız.

Bir ideal ne anlama geliyor? Biraz bundan bahsedelim. Bir şeyin ideal olmasından o şeyin en iyi şekilde var olmasını, kendi doğasına en uygun bir şekilde olmasını anlıyoruz. İdealist dediğimizde ise bir şeyi ideale göre yapmaya çalışan; yani en iyi şekilde, doğa ve insan ölçütlerine göre yapmaya çalışan kişiyi anlıyoruz. Bu anlamda yaşama baktığımızda değişik konularda idealistler bulmak mümkündür. Örneğin; idealist bir doktor dediğimizde tıp yasalarına özellikle de ahlaki olanlarına her zaman ve her şartta uymaya çalışan birini anlıyoruz. İdealist bir öğretmen dediğimizde öğrencilerini insanlık için topluma faydalı bir şekilde yetiştirmeyi amaç edinmiş ve bunu gerçekleştirmeyi her zaman ve şartta yapmaya gayret eden kişiyi anlıyoruz. İdeal bir baba dediğimizde çocuklarına ve eşine karşı görevlerini yapmaya çalışan, çocuklarını insanlık için iyi bir şekilde yetiştirmeye çalışan bir babayı düşünüyoruz. 

Bunun karşıtında ne görüyoruz? Yani idealist olmayan bir doktor veya öğretmen dediğimizde ne anlıyoruz? O zaman bazı nedenlerden dolayı kişisel olan, daha başka önceliklerini ön plana çıkararak mesleğini ideal bir şekilde gerçekleştirmekten uzaklaşan insanı anlıyoruz.

İnsanı insan yapan niteliklerin belki de en önemlisi sahip olduğu değerlerdir. Bu değerler insan idealine dayanmadığında yani insanın en yüksek niteliklerinde çıkmadığında ya da bir başka deyişle en önde maddi ve ekonomik değerler yer aldığında, insan dünyası da altüst oluyor. Böyle bir insanı gelecekte daha birçok sorun bekliyor demektir.

İdeal bir insan dediğimizde tüm insanlığa ve doğaya karşı insan olmanın gereklerini yerine getirmeye çalışan, insanın en yüksek niteliklerine ulaşmaya çalışarak insanlığa en iyi şekilde hizmet etmeye çalışan birini anlıyoruz. Bu hizmet, mesleğinden ailesine, sokaktan iş hayatına kadar yaşamının her alanını kapsayan bir hizmettir. Yani “idealist” demek, bir insan hayatının her anını insanın doğasına uygun bir şekilde yaşamaya çalışan kimse demektir.

Bir insan olarak dünyaya geldiğimizde birçok sorumlulukla geliyoruz. Doğaya, insanlığa, toplumumuza, ailemize, arkadaşlarımıza, hayvanlara, havaya, toprağa karşı bir takım sorumluluklarla dünyaya geliyoruz. Sorumluluklar ancak bilinçli insanlarca taşınabilir. İşte bu sorumlulukları taşıyabilmek için idealist insan kendini yetiştirmeye, bilinçlenmeye çalışır. Eskilerin deyişiyle kendini bilmeye başlar. İdealist bir insan kendini ve doğayı bilme yolunda olan ve bu şekilde her şeye karşı olan sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirecek olan kişidir.

Günümüze bakınız: Ekolojik sorunlar var çünkü doğaya karşı sorumluluklarımızı bilmiyoruz; toplumsal sorunlar ve uyumsuzluklar var çünkü topluma karşı sorumluluklarımızı bilmiyoruz; aile içi sorunlar, arkadaşlarımızla yaşadığımız sorunlar ve sonunda belki de en başında kendi içimizde yaşadığımız sorunlar var... İşte bu sorunlardan kurtulmanın yolu idealist bir insanın kendini bilme yoludur. Böylece sorumluluklarını yerine getirebilecek bilince ve anlayışa ulaşacaktır.

İdealist davranmak ne getiriyor, ne götürüyor? Bu soruyla her birimiz ilk defa gençlik yıllarında karşılaşıyoruz. O zamanları hep birlikte hatırlayalım: her birimiz gençken nasıl bir dünya istiyorduk? Haksızlıklara karşı hemen karşı koyan, sıcak dostluklar, arkadaşlıklar yaşadığımız, çevremizdeki her şeyin kitaplarda okuduğumuz gibi ideal bir şekilde olmasını bekleyen, ilişkilerimizde dürüstlük, doğruluk, candanlık gibi nitelikleri aradığımız zamanları hatırlayalım. İşte o zamanlar içimizdeki idealisti henüz uyutmadığımız zamanlardı. Henüz bize sesini duyurabiliyordu. Kendimize karşı saygımızın olduğu ve bir takım değerleri korumak için birçok maddi ve ekonomik yarardan vazgeçebileceğimiz zamanlardı o zamanlar.

Her dönemin kolaylıkları da vardır zorlukları da ama idealistler tüm dönemlerde birbirlerine benzer çünkü aynı ahlaki değerlerle davranırlar, aynı örnek davranışla kendilerini gösterirler ve toplumları bambaşka dönemlere aynı rehberlikle çıkarırlar.

İşte böyle bir idealiste yakın bir örnek, içinde yaşadığımız ülkeyi büyük bir bozgunun içinden çıkarmış; her konuda topluma rehberlik yapmış bir insan olan ATATÜRK’tür.

Atatürk tüm hayatı boyunca idealist bir insan olarak yaşamıştır. Eğer Atatürk idealist olmasaydı, dayandığı değerlerden ve ilkelerden bir takım menfaatler nedeniyle vazgeçseydi, Türk milletinin tarihi çizgisi de bambaşka bir yerde olurdu.

İdealist insan yarını kurmaya çalışır ve bunu yaparken de bugünün rahatlığından, maddi getirilerinden vazgeçer çünkü o, yarının insanıdır.

Tarih sayfalarında dünyayı değiştirenler idealistler olmuştur çünkü her zaman yarını kurmak için, diğer insanların iyiliği için kendilerini feda ederek insanlığa aydınlık günleri getirmeye çalışmışlardır.

Atatürk, Çanakkale savaşlarında çok zor anlar yaşamıştır. Askerlerinin öleceğini bile bile onları ölüme gönderme sorumluluğunu taşıyamayan komutanından sorumluluğu almıştır. Çünkü şunu bilmektedir ki kendilerinin ölümü arkadan gelenlerin zaferi olacak. Not defterine şunları yazıyor: “Bu sorumluluk yükü ölümden de ağır”.      

İdealist insan, insan olmanın sorumluluklarını taşımaya çalışandır. Sorumluluk taşımak çok zordur günümüzde. Birçok insanın bundan kaçtığını görebiliyoruz. İdealist insan sorumsuzluk yerine sorumluluğu tercih edendir. Sorumluluğu taşımak için de bilincini yükseltmesi ve iradesini güçlendirmesi gerektiğini bilen ve bunun için çalışan insandır.

Atatürk gibi idealistler bizlere örnek olmalıdırlar. Günümüzde idealist insan olmaya çalışmalı ve bunun için de kendimizi bilmeye gayret etmeliyiz. Zorluklarla karşılaştığımızda, tarihteki bu idealistlerin zorluklarını hatırlayalım ve onlardan alacağımız güçle idealimizden vazgeçmeden ayakta durmaya çalışalım.

Gençlikte istediğimiz, hayal ettiğimiz dünyayı kurmak istiyorsak bundan vazgeçmeyelim. Unutmayalım ki bu dünya ilk önce kendi içimizde kurulacaktır.

İdealist insanlar, yarının insanlık için aydınlık olması amacıyla bilinçlenmeye, insanın yüksek değerlerine göre yaşamaya sabırlı, fedakar, çalışkan insanlardır.

Günümüzün idealistlere ihtiyacı vardır. Doğanın, hayvanların, bitkilerin, toprağın, insanların, toplumumuzun, ailemizin idealist insanlara ihtiyacı vardır. Biz de bu bilinçle “İdealist” yetiştirmeye çalışıyoruz.

İdeal ve İdeali olan nesiller için, İdeal Anaokulu…